ZAMANAŞIMI ve HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELERİN KISALTILMASININ HUKUKA SAĞLAYACAĞI FAYDALAR
Tarih: 5.11.2018 07:11:17 / 178okunma / 0yorum
AVUKAT EYÜP DEMİRER

Değerli okuyucular;

Bu yazımızda hukukta zamanaşımı ve hak düşümü sürelerinin mevcut hali ile oldukça uzun olması bunların sakıncaları ve mevcut halden daha da kısa tutulması gerekliliği, bu yönlü düzenlemelerin fayda sağlayacağı üzerinde duracağız.

 Hukukta zamanaşımı, birçok alanda kullanılan ve kanunda belirtilen sürenin sonunda mevcut durumun hükmünün kaybolacağını ifade eden terimdir. 

Zamanaşımı süresi hukukumuzda dava çeşidine ve somut hukuk duruma göre farklılık göstermektedir. Dolayısıyla hukukta tek bir zamanaşımı süresinden bahsetmek mümkün değildir. Zamanaşımının kesildiği veya durduğu haller olduğu gibi zamanaşımının hiç olmadığı durumlar da mevcuttur.

Zamanaşımının öne sürülmesi ceza davaları kamuyu ilgilendiren davalar oldukları için zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda bunu mahkeme re´sen yani kendiliğinden göz önüne alır; oysa hukuk mahkemelerinde bu zamanaşımı def´inin yani öne sürülmesinin taraflarca yerine getirilmesi gerekmektedir.

Hak düşürücü süre denilince ise; Kanunen belirlenen süre içerisinde kullanılmaması durumunda hakkın ortadan kalkmasına neden olan süreye verilen isimdir. Hak düşürücü sürenin terimsel tanımlaması da bu şekilde yapılmaktadır.

Hak düşürücü süre ve zamanaşımı kavramlarının biri birinden teknik anlamda farkları bulunmaktadır. Uygulama bunu mevzuatın amir hükümlerine göre belirlemektedir. Ancak, biz yazımızda bu terimsel farklılıklardan ziyade amaca matuf olarak her ikisinde de sürelerin mevcut kanuni düzenlemeler ile uzun tutulmasının ihtilafın taraflarına verdiği zararlar ve uygulamada yaşanılan sıkıntılar üzerinde duracağız.

Mevzuatlarımız temel hükümler dâhilinde gözden geçirildiğinde;

-      4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuzda,

-      4857 Sayılı İş Kanunumuzda,

-      6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunumuzda,

-      6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunumuzda,

-      6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzda,

-      5237 Sayılı Türk Ceza Kanunumuzda,

-      5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunumuzda ve bunlar gibi birçok genel ve özel düzenlemeleri içeren kanunlarımızda zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hem oldukça uzun hem de biri birinden farklılıklar gösterdiğini görmekteyiz. Bu süreler daha tahdidi ( sınırlandırılmış ) ve süre yönünden daraltılmış hale getirilerek yeniden düzenlenmelidir.

 

Her bir kanundaki düzenlemelerin zaman açısından biri birinden farklı olması ve yine gerek genel kanunlar ve gerekse özel kanunlardaki düzenlemelerin her birisinin oldukça uzun zaman süreçlerine kadar hak kullanılmasına imkân vermesi, dava açılmasına olanak tanıması uygulama açısından ciddi problemler doğurduğu gibi aynı zamanda bireyler arasında geçmişte yaşanmış ihtilafın uzun zaman sonra yeniden gün yüzüne çıkarak tarafları yeni ve farklı husumetlere de yöneltebileceği gerçeğini de göz ardı etmemek gerekmektedir.

Aynı zamanda tanınan geniş zaman dilimli dava açmak hakkının bazen de hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olabildiği de göz ardı edilmemelidir.

Örneğin kanunlarımızda 10 yıl dava açmak hakkı verilen ALACAK DAVALARI, TAZMİNAT DAVALARI ( İSTER HAKSIZ FİİLİN İKASINDAN DOĞAN TAZMİNATLAR, İSTER İŞÇİ-İŞVEREN İHTİLAFLARINDAN KAYNAKLANAN DAVALAR, İSTERSE DE İSTİRDAT/ GERİ ALIM, SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEDEN DOĞAN DAVALAR OLSUN) GİBİ DAVALARDA HAK TANINAN BU SÜRELERİN  OLDUKÇA UZUN OLDUĞU HEPİMİZCE DE MALUMDUR.

Şartları oluşmuş ve öğrenme tarihi de ileri bir tarih olarak kabul edilen bir tazminat istemli talebin ilgili mahkemesine olayın vuku bulmasından 9 yıl 11 ay 29. gün sunulmasını hayatın olağan akışına/ maddi gerçekliğe uygun görmek ve olayın manevi yönü itibarı ile de hafızalardan ve gönüllerden silinip gitmiş olan maddi vakıaları yeniden gündeme taşımak çok da hakkaniyet ile bağdaşmaz.

Yine uygulamada sıklıkla İş Mahkemeleri nezdindeki işçi- işveren davalarında karşımıza çıkan ve davacı işçinin 5 yıl geriye yönelik alacak talebinde bulunması da yukarıdaki örneğimizde olduğu gibi hakkaniyet ile çok bağdaşmamakta, sadece bu konularda resmi prosedüre göre eksik evrak var ise basit yargılama usulüne tabi bu davalarda salt şahsi beyanlar ve tanık anlatımları ile sübuta vardığı kabul edilerek ciddi ekonomik külfetlere hükmedilebilmektedir. Aynı zamanda taraflar arasındaki ihtilafı çok daha içinden çıkılmaz hale getirmektedir.

Hukukta esas olan infialin yani olayın yarattığı etki ve toplumsal yansımalarının sıcaklığı ile hak aramaktır. Eğer bunun aksi yönde bu hak arama bir çok durumda 10 yıl zamanaşımı ve hak düşümüne uğrayabiliyor ve mülkiyetin aynına ilişkin gayrimenkul davalarında ise bazı muvazaaya ilişkin durumlarda süre mefhumuna bakılmaksızın dahi açılabiliyorsa hem hak kayıpları daha da artmakta hem de uygulamada ciddi karmaşıklıklara sebebiyet vererek bazen içinden çıkılmaz hal almaktadır.

Tüm bu sebepler ile öncelikle her dava türü ve çeşidine göre konumuza ilişkin hususlarda süre mefhumu yönünden mümkün ise teklik içeren düzenlemeler getirilmesi ve bu şekli ile de her biri diğerinden farklı olmakla yaşanılan karmaşıklığın önüne geçilmesi ve yazımızın bütününde belirttiğimiz uygulama sıkıntılarının da önlenmesi temennimizdir…

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ÜLKE HEPİMİZİN… (23 Mart 2019 - Cumartesi)
TEDBİR ALINMALI (22 Mart 2019 - Cuma)
YEREL SEÇİME YAKLAŞILAN MART SÜRECİ… (21 Mart 2019 - Perşembe)
BAKIŞ AÇISI ve LİDER GERÇEĞİ… (20 Mart 2019 - Çarşamba)
GÜCÜNÜZÜ RÜŞTÜNÜZDEN ALIN... (16 Mart 2019 - Cumartesi)
ARABULUCULUK… (11 Mart 2019 - Pazartesi)
İSTİNAF ve ANA TEMASI… (09 Mart 2019 - Cumartesi)
EVLENME ve BOŞANMALAR (07 Mart 2019 - Perşembe)
YARGIDA HEDEF SÜRE UYGULAMASI (05 Mart 2019 - Salı)
ŞUBAT ATMOSFERİ… (28 Şubat 2019 - Perşembe)
YARGILAMALARDA DELİL TOPLANMASI ZORUNLULUĞU (27 Şubat 2019 - Çarşamba)
ÖNSEÇİM DAHA ETKİN KILINSA… (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
ADLİ YARGIDA KESİNLİK SINIRLARI (23 Şubat 2019 - Cumartesi)
ÖZEL BOŞANMA SEBEPLERİ… (22 Şubat 2019 - Cuma)
BOŞANMA DAVALARI ve AYRILIK KARARLARI (21 Şubat 2019 - Perşembe)
OMBUDSMANLIK (KAMU DENETÇİLİĞİ) (20 Şubat 2019 - Çarşamba)
DİSİPLİN ve GENEL CEZA FARKLARI (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
İTTİFAKTA GÜNCELLEME (15 Şubat 2019 - Cuma)
MECLİSLERİN DURUMU (14 Şubat 2019 - Perşembe)
İTTİFAK CEPHELERİNDE SON DURUM (13 Şubat 2019 - Çarşamba)
YARGIDA TEDİP (12 Şubat 2019 - Salı)
DOĞRU SİYASET STRATEJİSİ… (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
YEREL PARLAMENTO ÜYELİĞİ KRİTERLERİ (07 Şubat 2019 - Perşembe)
YEREL SEÇİMLER İÇİN BUNDAN SONRAKİ SÜREÇ (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
YARGIDA YARDIMCI KAVRAMI (05 Şubat 2019 - Salı)
HUKUKTA SÜRELERİN GEÇİRİLMESİ (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
PASİF DURUŞ TERCİHİ SONLANDIRILMALI… (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
MUHTARLIK İÇİN ALTERNATİF ÖNERİMİZ (31 Ocak 2019 - Perşembe)
HUKUK ve DENETİM (30 Ocak 2019 - Çarşamba)
LİSTELERE İTİRAZ (29 Ocak 2019 - Salı)
NAFAKA İÇİN YENİ DÜZÜNLEME GEREKİYOR (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
MUHTAR SEÇİMLERİ… (24 Ocak 2019 - Perşembe)
ÖNLEM ALINABİLİRDİ (21 Ocak 2019 - Pazartesi)
SEÇİMLERDE OY KULLANMA ESASLARI (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
İKAMET TAŞIMA ve DEMOKRASİ… (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
YAZIK DEĞİL Mİ BU ÇOCUKLARA !… (14 Ocak 2019 - Pazartesi)
TİCARİ UYUŞMAZLIKLARDA ARABULUCULUK… (12 Ocak 2019 - Cumartesi)
PROJELER LİYAKAT ve EHLİYET (11 Ocak 2019 - Cuma)
CUMHUR İTTİFAKI DOĞRU STRATEJİ (09 Ocak 2019 - Çarşamba)
TALEPKARLIK ve YARARLANAMAMA (08 Ocak 2019 - Salı)
HUKUK DAVALARINDA RAKAMSAL SINIRLAR (07 Ocak 2019 - Pazartesi)
KANUN YOLLARI ve TOPLUMSAL YANSIMALARI… (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
TEBLİGAT KANUNU ve YENİ DÜZENLEMELER (31 Aralık 2018 - Pazartesi)
HUKUKİ SÜRELER ve YAŞANAN SIKINTILAR (27 Aralık 2018 - Perşembe)
HUKUKTA TAKDİR HAKKI (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
ÖNSEÇİM ve EĞİLİM YOKLAMALARI… (25 Aralık 2018 - Salı)
ADALET SARAYLARININ FİZİKİ YETERLİLİĞİ (24 Aralık 2018 - Pazartesi)
BÜTÇE ve MECLİS MANZARASI… (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
SEÇİM TAKVİMİ ve ÖNEMLİ TARİHLER (21 Aralık 2018 - Cuma)
USÜL ESASTAN ÖNCE GELİR… (20 Aralık 2018 - Perşembe)
İTTİFAKLARIN YERELE YANSIMASI (16 Aralık 2018 - Pazar)
EKİP RUHU, ETKİN BİRLİKTELİK, SİNERJİ… (15 Aralık 2018 - Cumartesi)
HERKES ve HER ŞEY İÇİN ADALET (14 Aralık 2018 - Cuma)
PROFESYONEL DEĞİŞİM ADIMLARI (12 Aralık 2018 - Çarşamba)
BAŞARI MI HEDEFLİYORUZ ? (11 Aralık 2018 - Salı)
YEREL SEÇİMLERE DOĞRU… (10 Aralık 2018 - Pazartesi)
GENİŞ KAPSAMLI HUKUK REFORMU… (07 Aralık 2018 - Cuma)
İTTİFAK ve TEK ZARF İLKESİ (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
KADINA ŞİDDETLE İLGİLİ KANUNLARIMIZ (04 Aralık 2018 - Salı)
HİZMET BEKLENTİSİ (03 Aralık 2018 - Pazartesi)
SORUŞTURMA ve TAHKİKAT (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
ELEŞTİRİYE DAHİ MUHTAÇ HİSSEDİYORUZ… (28 Kasım 2018 - Çarşamba)
AİLE BİLİNCİNİN ETKİN KILINMASI (27 Kasım 2018 - Salı)
ARABULUCULUKTAKİ YETERSİZLİK… (26 Kasım 2018 - Pazartesi)
SİYASETİN 2 METODU (23 Kasım 2018 - Cuma)
HUKUKİ DANIŞMANLIK HİZMETİ ve KATKILARI (21 Kasım 2018 - Çarşamba)
HUKUKİ ve CEZAİ İHTİLAF MI? (20 Kasım 2018 - Salı)
SİYASETTE HALKIN TEMAYÜLÜ (17 Kasım 2018 - Cumartesi)
ETKİN DANIŞMANLIK… (15 Kasım 2018 - Perşembe)
CEZA HUKUKUNDA EYLEMSEL DURUM CEZALARI (10 Kasım 2018 - Cumartesi)
SİYASETTE İSTİKAMET, SİYASETTE İKAMET (08 Kasım 2018 - Perşembe)
İTTİFAKIN DÜNÜ / BUGÜNÜ (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
GENÇ HUKUKÇULARA TAVSİYELERİM… (24 Ekim 2018 - Çarşamba)
ADAYLIK LİYAKAT ve EHLİYET İLE OLMALIDIR (18 Ekim 2018 - Perşembe)
Sayfa:
aa
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Cennet için ibadet geçersizdir…

Hacı Bektaşı Veli
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114