TEŞEKKÜR EDERİM
Tarih: 24.2.2020 13:57:05 / 534okunma / 2yorum
Aynur DOĞAN

Öfkemle, mutluluğumla; asabiyetimle, neşeli halimle, uzun lafın kısası, günün bahanesiyle dertleşmeyi kendime şiar edindiğim sevgili gazete ve okurlarım.

Bugünkü köşe yazımı naçizane söylerimle kendim için ayırdım. Fakat yazıma başlamadan önce bizleri birbirimizle buluşturan o güzide insanlara ve siz değerli okurlarıma saygılarımla diyerekten umarım beni en iyi şekilde dinleyeceğinizi düşünüyorum.

Peki dinlemeye hazır mısınız?

Sözüme garip hatta sıradan bir düşünceyle yani karmaşık ruh halimle başlamak istiyorum.

Aslında melodram, şikayetperver ve zaman zaman da geç kaldığımın hüznüyle konuya değinmeliyim.

Evet hep bir geç kalmışlıkla yüz yüze kaldığım anlara. Çünkü nasip demek, anı kendi haline bırakmayı düşünmek, zaman ola hayrola diyerek ertelemek, ara sıra mükemmeliyetçiliğin üzerime yapışmış ağır bir yük olduğunu fark etmek kadar bu durumun beni yalnızlıkla korkuttuğunu bildiğim gibi yalnızken huzurlu olduğumun kıymetini yaşatıyordu.

Ne istediğimin bilinmezliği içerisinde düşüncelere dalıyordum. Biraz olgunca tepkilerde bulunuyordum ama maalesef bu bile beni fazlasıyla yormaktaydı.

Ben ne olmalıydım inanın bunun tarifini yapamıyordum. Çünkü içimde şimdiki zamanın getirdikleriyle sonraki zamana meydan okuyan ruhumun mücadelesi vardı. Haliyle düşüncelerimi diğerlerine göre değil de değerlerime göre yaşamaya itiyordu.

İşte bu sebepten dolayı hep şöyle derdim. Düşünceler elbette dünyanın sevgi mahseninde yeşerecek ve buna inancım çok fakat neden sevmeyi bir türlü beceremiyordum?

Özellikle değerlerimde sevmek nasıl bir kavramdı inanın bilmiyordum. Ta ki onu görene kadar. O´nu..?

Birçok defa gördüm hem de bakmıyorken görmek dediğimiz şeyin eşiğindeydim. O hep aynı yerde, aynı masada, aynı sakinlikle aynı duruşa sahipti. O hep yorgun gibi ama bir o kadar mücadele etmekle meşguldü. Zihnim onu görmeye devam ediyorken gözlerim sanki saklambaç oynuyordu. Bu durum bana çok saçma gelmeye başlamıştı. Acaba onu değil de kendim gibi birini mi görmekteydim? Sevmek dediğimiz şey bu mu oluyordu?

Edebiyat düsturundan ötede anlatmak gerekirse acaba ilk başlarda dikkatimi çekmeyen sıradan bir insanın sakin duruşunu merak etmek nasıl bir histi bunun tarifini yapabilen var mıydı? Çünkü buna verecek cevabım yoktu. Çünkü kelimelerim aciz, kalemim ise bir o kadar yetersizleşiyordu.

Derken Allah´ın içime yerleştirdiği küçücük bir kalbin içindeki kocaman bir evren kadar derin mi derin hissiyatlarla merakımın izindeydim.

Bu halim ne kadarda tuhaf dimi?

Hiç mi geçmiş zaman öncesinin örnekleri yoktu hiç mi hissettiklerimi anlatan numune. Bu olay sanki sadece benim başıma gelmiş gibi yaşıyordum.

Düşünüyordum hem onu hem de geleceğimdeki süreçleri.

Düşünüyordum işte ne bileyim.

Ben düşüne dururken günlerden bir gün ara ara vakit buldukça okuduğum kitabın içindeki kıssaya gözüm ilişti.

Kıssadan hisse diye buna derdim. Anlatılıyor vakti zamanında bir Türkmen kızının padişaha olan sevgi ve hürmetini otağının üstüne astığı iki satırlık bir cümleyle;

- Kız: Seven insan neylesin.

Buna cevap olarak,

- Padişah: Hemen derdin söylesin.

- Kız: Ya korkarsa neylesin.

- Padişah: Hiç korkmasın söylesin.

O kadar hoşuma gitmişti ki bu olayı derhal kendi penceremden değerlendirmeliydim.

Düşündüm peki bende o kız gibi korkmalı mıydım? Eminim ki bana sakın korkma diyenlerimiz var.

Fakat bu durumda bana bir cevap hakkı doğuyordu. Sayın kardeşlerim hiç elimde olmayan tüm cesaretsizliğime rağmen ben sanırım kendim için değil de sanki sükut etmiş tavrına müdahale etmekten korkuyordum. Peki şuan yaptığım isimsizliğime ve kimliksizliğe rağmen Türkmen kızının yaptığından farksız değil miydi?

Farkını bilemem ama sanırım zaman o yekpare an değildi. Belki de sahipli birinin ardından duyulan saf hislerime dur demeliydim. Zira savaşan iki zilletin telaşından yorulabilirdim Aklımın ve kalbimin.

Ne bileyim her ne kadar bu hisleri yaşamamam gerekse de elimde olmayan sebeplere rağmen bu hisleri yaşamak muazzam bir duygu. O halde bu hislerimin mimarisine sesleniyorum. Hatta o kutsal köşedeki kutsal masaya da "Bana bu hisleri yaşattığın için teşekkür ederim"

Anahtar Kelimeler: TEŞEKKÜR, EDERİM
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
EHLİLEŞMEMİŞ LEŞLER (08 Nisan 2020 - Çarşamba)
YALNIZLIK ÇAĞI (01 Nisan 2020 - Çarşamba)
KİM BİLİR BELKİ DE BU KAPI (17 Ocak 2020 - Cuma)
BU ÇİFTLİĞE HOŞGELDİNİZ KUZUM (11 Aralık 2019 - Çarşamba)
UCUZ MALLAR PLARTFORMU (16 Kasım 2019 - Cumartesi)
DİNDARLIK DEĞİL, DİNÎ DARLIK (09 Kasım 2019 - Cumartesi)
RUHLAR GÖÇEBE VE BİZ HALA KÖREBE (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
YİNE YANLIŞ ANLADINIZ KARAGÖZ´ÜM (24 Eylül 2019 - Salı)
ETEKLERİ ZİL ÇALANLARIN, ETEKLERİ TUTUŞTU (19 Eylül 2019 - Perşembe)
Sayfa:
aa
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı…

Mevlana
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
DOLAR
6.7705
EURO
7.3544