Kaçkarlarda bulut olsam...
Hayatın sıkıntısı ağır gelmeye başlar. Yani yine dağlar çağırır... Ee tabiki gitmek gerekir, deriz dağcı diliyle.
Tarih: 21.9.2018 10:16:41 / 46okunma / 0yorum
Murat ÖNK

Hayatın sıkıntısı ağır gelmeye başlar. Yani yine dağlar çağırır...

Ee tabiki gitmek gerekir, deriz dağcı diliyle.

Rize´den Antalya´dan Balıkesir´den Bandırmadan hatta Kosova´dan dostlar gelirde Sivas´tan gelmez mi? Murat dedim ve çantamı hazırlayıp düştüm Karadeniz yoluna.

Karadeniz yolu zirve yapmaktan daha zordur. Vadilerden virajlardan bıkarsınız. Ama yaşayacağınız güzellikler ve bozkırın yerini yeşilliklere, çam ormanlarına, adını duymadığınız meyvelere ve sisli dağlara bırakınca, nefesinizi kesen temiz havaya kavuşunca tüm zorlukları unutursunuz.

Rize´de bizi bekleyen dağcı dostumuz, tam bir karadeniz kızı Hatice Çepni, güleryüzüyle neşesiyle tüm misafirperverliği ve o Laz kızı şivesiyle yol yorgunluğumuzu unutturmuştu bile.

Bizi hemen toplanma noktasına götürdü ve Karadeniz´in köklü dağcılık klübü KDRK ile tanıştırdı. Dağ gibi sağlam duruşuyla Mehmet Emin AYHAN hocam, inanılmaz sempatik tavırlarıyla Umut İPEKÇİ kardeşim, programa çeki düzen veren Züleyha KANDEMİR arkadaşımız ve babacan abimiz Erdoğan MURADOĞLU´nun yaklaşımları neşeli ama bir o kadar profesyonel bir program yaşayacağımızın işareti gibiydi.

İlk gün Ayder yaylasından Yukarı Kavrun yaylası araçlarla gittik. Yol bitince, çantalarımız ile 3,5 saatlik bir derelerden kayalardan yem yeşil ovalardan yürüyüş sonrası Kaçkar sıra dağlarının en yüksek zirvesi olan Kaçkar Dağı (3932m) yamacındaki Öküz Yatağı mevkine gelip kampımızı kurduk.

Dağın, yalçın duruşuna, yamaçlarındaki kar kütleleriyle bütünleşip, gökyüzüyle oluşturduğu ahenkli görünümü bakmakla, fotoğraf çekinmekle doyulacak gibi değildi. Etrafta onlarca kaynak sularının birbiriyle buluşup, cağıl cağıl buz gibi akan bir dere oluşturması insanı mest ediyordu. Dağın yamaçlarındaki buzulların altından su akıntısı sesleri geliyordu. Öyle ki bu su sesleri dağdan uğultu şeklinde kulağımıza vuruyordu. Etrafta bir sürü göl, renk cümbüşünü tamamlıyordu.

Buraya "öküz yatağı" denmesine neden olan onlarca öküzler ve sığırlar, etrafta özgürce dolaşıyorlardı.

            İlk gün ve ikinci gün aklimatizasyon yürüyüşleri yaparak bünyemizin yüksek irtifaya alışması sürecini tamamladık. Akşam Osmaniyeli ve Kosovalı dağcı dostlarla şarkılar türküler söyleyerek tatlı bir muhabbet gecesi yaşadık.

            Teknik toplantıda Mehmet Emin hoca dağın özelliklerini ve tırmanış esnasındaki stratejilerimizi anlattı. Durum zannettiğimizden de zor olacaktı. Çünkü dağın yarısı çarşak dediğimiz kaya bloklarından kopmuş, parçalanarak ufalanmış taşlarla örtülü yamaç kısmından oluşuyordu. Kalan yarısı ise çok dik bir kaya tırmanış rotasıydı.

            Tecrübelerimin verdiği kazançla; böyle zorlu rotalar için tabanı sert olan ve çarşakta ve kayada kaymayan, kışlık dağcılık ayakkabımı yanımda götürmenin avantajını burdada gördüm. Doğa sporları hiçbir zaman macera değildir. Teknik bilgi ve malzeme, bilinçli adımların bir araya geldiği ve güvenlikten asla taviz verilmeden yapılan sporlardır.

            Üçüncü gün; sabah 6 sularında yola koyulduk. Zorlu bir çarşak yürüyüşü sonrası 3 bin metreye geldiğimizde bulutlar aşağılarda kalmıştı. Görsel şova devam ederken doğa, kaya tırmanış rotasına başlamıştık. Tırmanışta en küçük hatanın nelere mal olacağını bilen teknik ekip sürekli uyarılarda bulunarak motivasyonumuzuda yükseltti.

            3932 metreye ulaştığımızda yorgunluğumuzu zirvenin muhteşem görüntüsü aldı. Rusya´da bulunan masalların Kaf (Elbruz) Dağı´nı, Ağrı Dağı´nı ve birçok dağı çıplak gözle görmek muhteşemdi. Dağcılık sporunu neden yaptığımızı anlatmak kelimelere sığmaz deriz her zaman. Zirveye çıkıp o muhteşem sahnenin içinde olmak anlatılmaz ancak yaşanır.

            15 Temmuz Şehitleri Anısına yaptığımız tırmanış; Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızı okuduğumuz duygulu anlardan sonra, tırmanıştan daha zorlu bir inişten sonra kamp alanına 13 saat sonra dönebildik. Yorgun ama mutlu bir halimiz vardı.

            Tüm katılımcı dağcılarla kaynaşmak, güzel dostluklar edinmek ve bir sonraki programda buluşmak temennisiyle dördüncü gün dostum Ercan Kesti ve bir grup dağcı ile kamptan ayrılıp Rize´ye hareket etmiştik. Çünkü dağcı ablamız Leyla Tezcan İslamoğlu Golaguri (yaylanın kalbi) adıyla bir klüp kurmuş bizide çaya davet etmişti. Klüpte dinamik ve donanımlı bir ekiple yanıştım. Heyecanla bakan gözleri başarının müjdecisiydi. Allah yar ve yardımcıları olsun. Her zaman yanlarında olduğumuzu bildiklerine eminim.

            Rize´den ayrılırken aklımda Golaguri dağcılık klübüyle bir doğa yürüyüşüne katılmak için tekrar gelmenin planları vardı. Ne de olsa dağlar çağırır ve gitmek gerekirdi.

Anahtar Kelimeler: Kaçkarlarda, bulut, olsam
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa:
aa
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sorunlarınızdan kaçmak,asla kazanamayacağınız bir yarıştır.

anonim
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
SPOR
GÜNDEM
MEDYA
SİYASET
YAŞAM
SAĞLIK
EĞİTİM
KÜLTÜR-SANAT
extra